Tuerkische Literatur in deutscher Sprache im Literaturca Verlag - Meisterwerke der Moderne
Tuerkische Literatur im deutscher Sprache im Literaturca Verlag - Logo
Türkische Literatur im Literaturca Verlag

TOMRİS UYAR

Ortak Çeviri Deyince...

"Ortak çeviri"yi, daha genelleştirelim, ortak çalışma diyelim, özen isteyen bir uğraşı birlikte yürütme, güçlükleri birlikte göğüsleme kaygısı, her ortak çalışmada olduğu gibi, ortak çeviride de ağır basıyor. İki kişi, birbirlerinden ögrenecekleri, birbirlerine kazandıracakları birtakım şeyler olduğuna inandıklarında çöküyorlar aynı masanın başına. Dil beğenileri çakışan iki çevirmenin sayfalarını bölüşüp ayrı ayrı çevirdikleri bir yapıtı, o yüzden ortak çeviri olarak değerlendiremiyoruz.
Neden kalkışılıyor ortak çeviriye? Olasılıkları düşünelim: Çevirmenlerin ikisi de aynı yazara ya da belli bir yapıta tutkundurlar, o yazarı bir güçbirliği sonucu, okura daha başarılı bir biçimde tanıtmak isterler; ya da yapıtı birlikte okumuşlardır, o zaman bu paylaşma isteği daha da belirginleşir; kimi zaman cevirmenlerden biri yapıtın öz dilini bilmemektedir ama kendi anadilinde ustalaştığı, uzmanlaştığı bir alana girmektedir çeviri, söz konusu dil Türkçeyse, çevirinin Türkçede akışı ondan sorulacaktır.
Saydığım olasılıkların hepsinde ortak bir öğe göze çarpıyor: Çevirmenler arasındaki duygudaşlık, denge, bir çeşit eşitlik yani. "Bir çeşit" diyorum, çünkü birlikte ortak çeviri yaptığım yazarlar, benden daha usta, edebiyat deneyi açısından daha olgun, seçkin yazarlardı ama bu gerçek, arada dengenin kurulmasnı etkilemedi. Birbirimizi hep "iki tam" olarak düşündük ve birlikte çalışmanın, olanaklarımızı zorlamanın yapıta iki kişiyi de geride bırakan ayrı bir aşkınlık getireceğine inandık.
Yoksa, masanın başına geçenler, iki yarımdan bir bütün çıkarma çabasındaysalar, çeviri daha baştan batağa saplanmıştır. Yarımların ikisi de karşısındakinin yarımını isteyecek, böylece bütünlenip üstünlük kurmak, kişilik kanıtlamak derdine düşecektir; arkadaşının her buluşuna, aklında çakan her parıltıya amansızca karşı çıkacaktır.
Duygudaşlık dedim... Turgut Uyar'la Evrenin Yapısı’nı çevirirken elimizde iki İngilizce, bir Fransızca oldukça "esnek" çevrilmiş metinler vardı, ikimiz de aynı anda Latincesini görmeden bu işe kalkışamayacağımızda birleştik. Dizelerin uzunluğunu, bölünüş özelliklerini, şiirdeki sesi ancak o zaman anlayabildik,
Duygudaşlık da yetmiyor ama, iki çevirmenin dünya görüşleri, dünyaya bakışları, edebiyata bakışları ve dil beğenileri de çakışmalı. Yapıta aynı (hiç degilse cok benzer) açıdan yaklaşamadıkları sürece birbirlerini inandıracak, anlaşmazlıkları çözecek, soruları ya da yanıtları berraklaştıracak ortak bir tabandan yoksun kalacaklardır.
Böyle dingin bir ortamda ortak çeviriye girişmek gerçekten çok keyifli bir iş... Sözcük dağarcığınız genişliyor, yorgunluk gelip çattığında sizi saplandığınız noktadan çekip çıkaran bir arkadaşınız var yanınızda, çağrışım zincirleriniz de kolay kolay kopmuyor. Bir tümceyi kurmanın bin birinci yolunu birlikte keşfediyorsunuz. "Konsültasyon gibi" mi? Galiba. Daha iyiyi, daha doğruyu saptama, kararı birlikte verme, işi birlikte kotarmanın keyfi açısından öyle.